“Yetişkinler sadece eskimiş çocuklardır”

Sadece gördüklerimizle yetinirsek ne zevki kalır hayal kurmanın!

Önümde neredeyse yıllardır dilimize çevrilmesini beklediğim kitaplardan üçü duruyor. Birbirinden renkli kapakları, sırtlarında artık onunla özdeşleşmiş kırmızı beyaz çizgileri… Yalan söyleyemeyeceğim bir çocuk gibi heyecanlıyım! Dr. Seuss’tan bahsediyorum elbette. Yetişkinlerin dünyası “çevrilebilir – çevrilemez” denilen kitapların tartışmasıyla dönedursun, biz “ne kadar ufak olursa olsun insan insandır” gibi yüzlerce cümlesiyle seslenen Dr. Seuss’a kavuşmanın mutluluğunu yaşayalım!

Söylenen odur ki; Dr. Seuss çocukların okumayı geç öğrenmesinin en büyük sebebinin sıkıcı “öğretici” kitaplar olduğunu düşünür. İşte bu yüzden altı yedi yaşlarında bir çocuğun kelime dağarcığında olabilecek kelimeleri kullanarak başlar yazmaya. Kelimeleri hayal gücüyle birleştirir, olmayan sevimli yaratıklarla hiç olmayacak öyküler kaleme alır. Tıkı Şapkalı Kedi’de olduğu gibi. Aslında Şapkalı Kedi bir fikir üzerine çıkar. Yayınevi Dr. Seuss’a çocukların kullandığı ve öğrenmesi gerektiklerine inandıkları 400 kelimelik bir liste gönderir. Sonunda Dr. Seuss 220 kelimeyle şunu anlatır: Anneleri gittikten sonra baş başa kalan ve yağmurlu havada dışarı çıkamadığı için de hayli sıkılan iki kardeşin evine gelen şapkalı bir kediyi. Çılgın kedi fanustaki balığın uyarılarına rağmen eve gelir ve onlara türlü numaralar sunarken evi de hayal güçlerini de yerinden oynatır.

Elbette yalnız kelimelerin sayısı değil, durup dururken karşınıza çıkmaz diyeceğiniz herhangi bir şeyi çıkarabilir Dr. Seuss. Cümleye bir yerden başlar bitişinde ne cümlenin başını hatırlarsınız ne de konunun nasıl oraya geldiğini (Konuşmayı seven çocukların annelerine çok tanıdık gelecek bir sahne bu eminim). Ve elbette tekerlemeler! Dr. Seuss’un alamet-i farikası kelimelerle oynadığı oyunlardır. Aslında yıllardır çevrilememesinin sebebi de bundandır (Uzun süre kafiye okuyunca cümlelerde kafiye etkisi yaratır ). Onun kelimelerle yakaladığı ritim özellikle sesli okunduğunda ardı arkası kesilmez neşeli şarkılara benzer. Yeri gelmişken sıradaki kitaba geçelim: Bir Balık İki Balık Kırmızı Balık Mavi Balık. Adı başlı başına tekerleme olan kitap gündüz düşüne benzer. Düşünmeye başladığınız bir noktada işlerin çığırından çıktığı ver birbiri ardına hiç olmayacak sahnelerin yer aldığı çocuk düşlerinizi düşünün (hatırlayabiliyorsanız şanslısınız). Sayılardan, hayvanlara, mevsimlerden renklere, büyük küçük ayrımına kadar aslında temel bilgilerin hepsini burada verir Dr. Seuss. Ama yedi hörgüçlü deve ya da 11 parmaklı bir yaratık olabileceğini de atlamadan. Çünkü bu dünya böyle bir dünya. Sadece gördüklerimizle yetinirsek ne zevki kalır hayal kurmanın!

Üçüncü kitapsa “Yeşil Yumurta ve Salam” başka bir rivayete göre yine yayıncının cin aklından çıkmış bir fikir. Fazla kelime kullanmayı seven Dr. Seuss’a meydan okumuş sevgili yayıncı, 50 kelime ve daha azını kullanarak  bu kadar şahane yazamayacağına bahse girmiş. Böylece Yeşil Yumurta ve Salam çıkmış ortaya. Üstelik Dr. Seuss bu 50 kelimeyi o kadar şahane kullanmış ki içinden yemek seçen çocuklar için harika bir öykü çıkmış. Neşesini ve espri duygusunu hiç yitirmeyen Sam adını bilmediğimiz huysuz karakterimize yeşil yumurta ve salam yedirmeye çalışır. Hatta Sam’i bile sevmediğini söyler huysuzumuz ama Sam vazgeçmez ona trende, yağmur yağarken hatta belki keçiyle yese mutlu olabileceğini anlatmaya çalışır. Sonunda önyargılarını kırar. Denemekten kime ne zarar gelir?

Çocuklar gibi sınırsız hayal gücü, çocuklar gibi önyargısız cümleler, çocuklar gibi rengarenk! “Yetişkinler sadece eskimiş çocuklardır” der Dr. Seuss, bu yüzden çoğu kitabında yetişkinleri de çocuklar gibi neşelendirmeyi başardığını düşünürüm. Ama yeniden büyüklerin dünyasına dönmek gerekirse; evet gerçekten tekerleme çevirmek anlamını yitirmeden ve keyfini bozmadan bunu kendi diline aktarabilmek kolay değil. Diğerlerinde o kadar değil belki ama özellikle Bir Balık İki Balık Kırmızı Balık Mavi Balık’ta heyecanlandığım ritmi ara ara kaybettiğim için biraz kalbimin kırıldığını söyleyebilirim. Ama eninde sonunda Dr. Seuss’u yeğenlerimin kitaplığında göreceğim için mutluyum! Umarım devamı da en kısa zamanda gelir.

***kim bu doktor?

Üniversitede doktora yaptığı zamanlarda sınıf arkadaşı çizimlerini görüp ona aslında profesör olmak için doğmadığının belli olduğunu söyler. Ve haklıdır da. Doktorayı bırakır ama çizimlerinde ve hikayelerinde Dr. imzası kullanmaya başlar. Theodor Seuss Geisel gerçek tam adı ve aslında Seuss aynı zamanda annesinin soyadı. Ve son olarak bir de iyi bilgi: Soyadı İngilizceden değil Almancadan geldiği için “suis” değil “zoys” diye okunuyor.

Burcu Arman

Ocak 2017 İyikitap

Reklamlar

Etiketler:, ,

Kategoriler: kitap

Yazar:beyazkadincataldilli

"Sorun yok yalnızca gevezeyim"

takip etmek için tıklamak lazım... :)

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: